Abdominoperineal rezeksiyon, kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun ve çevresindeki dokuların cerrahi olarak çıkarılmasını içeren büyük bir cerrahi operasyondur. Bu işlem, genellikle rektum kanseri gibi ciddi hastalıklar nedeniyle uygulanır. Abdominoperineal rezeksiyon, genellikle “APR” olarak kısaltılır ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek ve hayatta kalma şanslarını artırmak amacıyla yapılır.
Bu yazıda, abdominoperineal rezeksiyonun ne olduğunu, hangi durumlarda yapıldığını, operasyon sürecini, potansiyel riskleri ve hastaların iyileşme sürecini daha yakından inceleyeceğiz.
Abdominoperineal Rezeksiyon Nedir?
Abdominoperineal rezeksiyon, kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun ve rektum çevresindeki diğer yapıları cerrahi olarak çıkaran bir işlemdir. Bu ameliyat, genellikle rektum kanseri, anal kanser, veya ciddi inflamatuar bağırsak hastalıkları gibi durumlar nedeniyle yapılır.
Bu cerrahi işlemde, hem karın bölgesinden (abdominal alan) hem de perineal bölgeden (aşağıdaki genital bölge ve anüs etrafı) kesiler yapılır. Genellikle rektum ve anüs arasındaki tüm yapıların çıkartılması gereklidir. Operasyonun ardından, hastaya genellikle kolostomi (bağırsakların dışarıya bağlanması) yapılır. Kolostomi, dışkının vücut dışında bir torbada toplanmasını sağlar.
Abdominoperineal Rezeksiyon Ne Zaman Yapılır?
Abdominoperineal rezeksiyon, genellikle aşağıdaki durumlarda yapılır:
1. Rektum Kanseri
Rektum kanseri, abdominoperineal rezeksiyonun en yaygın nedenlerinden biridir. Kanser, rektumun iç kısmında veya çevresinde büyüdüğünde, hastalığın tamamen temizlenebilmesi için rektumun çıkarılması gerekebilir. Bu, kanserin yayılmasını engellemek amacıyla kritik bir adımdır.
Örnek: 65 yaşındaki bir erkek hastanın rektum kanseri nedeniyle abdominoperineal rezeksiyon ameliyatı olmasına karar verildi. Kanser, rektumun duvarlarını aşmış ve çevre dokulara yayılmıştı. Ameliyat sonrasında hastaya kolostomi uygulandı ve tedavi süreci başladı.
2. Anal Kanser
Anal kanser, anüs bölgesinde oluşan kanser türüdür ve genellikle aynı şekilde abdominoperineal rezeksiyon ile tedavi edilir. Bu durumda, anüs ve çevresindeki kaslar ve dokular tamamen çıkarılır.
3. İleri Düzey İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları
Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi inflamatuar bağırsak hastalıkları, zaman içinde rektum ve çevresindeki dokularda ciddi hasara yol açabilir. Eğer bu hastalıklar tedaviye yanıt vermezse ve hastalar ciddi komplikasyonlar yaşarsa, abdominoperineal rezeksiyon gerekebilir.
4. Doğuştan Gelen Problemler
Bazı nadir doğuştan gelen hastalıklar veya yapısal bozukluklar, rektum ve anal kanalın normal işlevini engelleyebilir. Bu durumlar da abdominoperineal rezeksiyon gerektirebilir.
Abdominoperineal Rezeksiyon Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Abdominoperineal rezeksiyon genellikle birkaç aşamalı bir cerrahi işlem olarak gerçekleştirilir. İşlem, anestezi altında yapılır ve hastanın bilinçsiz olduğu bir ortamda gerçekleşir.
1. Karın Bölgesinden (Abdominal) Kesilme
İlk aşamada, cerrah karın bölgesinde bir kesi yapar. Bu kesiden, rektum ve kolonun son kısmı olan sigmoid kolonun bir kısmı çıkartılır.
2. Perineal Bölgeden (Aşağı Bölge) Kesilme
İkinci aşama, perineal bölgeden (anüs çevresi) yapılan kesiyi içerir. Cerrah burada anüs ve rektum çevresindeki dokuları çıkartır. Bu işlemin amacı, kanserin veya hastalıklı bölgenin tamamen çıkarılmasıdır.
3. Kolostomi Uygulaması
Rektum ve anüs tamamen çıkarıldığında, bağırsaklar vücudun dışına, karın duvarına yerleştirilen bir torbaya bağlanır. Bu torbaya “kolostomi” denir. Kolostomi, dışkının vücut dışına atılmasını sağlar. Kolostomi, geçici veya kalıcı olabilir; bu, hastanın tedavi sürecine ve cerrahın önerilerine bağlıdır.
4. Dikiş ve İyileşme
Cerrahiyatın ardından, kesi bölgeleri dikişle kapatılır ve hastanın iyileşmesi için bir süre hastanede kalması gerekebilir.
Abdominoperineal Rezeksiyon Sonrası İyileşme Süreci
Abdominoperineal rezeksiyon, ciddi bir cerrahi işlem olduğundan, hastanın iyileşme süreci de zaman alabilir. İşte iyileşme sürecine dair bazı önemli noktalar:
1. Hastanede Kalış Süresi
Ameliyat sonrası hastalar genellikle birkaç gün hastanede kalır. Kolostomi uygulandıysa, hasta bu sürecin nasıl yönetileceğini öğrenmek için bir kolostomi hemşiresinden eğitim alabilir.
2. Kolostomi Bakımı
Kolostomi torbası, dışkının vücut dışında toplanmasını sağlar. Hasta, kolostomi torbasının nasıl değiştirileceğini, nasıl temizleneceğini ve nasıl bakım yapılacağını öğrenmelidir. İlk başta zorlayıcı olabilir, ancak hasta zamanla bu sürece alışır.
3. Fiziksel İyileşme
Ameliyat sonrası fiziksel iyileşme süreci, birkaç hafta sürebilir. Cerrahın önerileri doğrultusunda, hastalar hafif egzersizler yaparak vücutlarını güçlendirebilirler.
4. Psikolojik Destek
Abdominoperineal rezeksiyon gibi büyük bir cerrahiden sonra hastalar psikolojik olarak da desteğe ihtiyaç duyabilir. Özellikle kolostomi uygulaması, hastaların yaşam kalitesini etkileyebilir. Psikolojik destek almak, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Abdominoperineal Rezeksiyonun Riskleri
Her cerrahi işlem gibi abdominoperineal rezeksiyonun da bazı riskleri vardır:
- Enfeksiyon: Cerrahi alanın enfekte olması riski vardır.
- Kanama: Ameliyat sırasında veya sonrasında kanama olabilir.
- Bağırsak Tıkanıklığı: Kolostomi yapılan hastalarda, bağırsak tıkanıklığı yaşanabilir.
- Anksiyete ve Depresyon: Kolostomi gibi yaşam tarzı değişiklikleri, bazı hastalarda psikolojik sorunlara yol açabilir.
- İyileşme Zorlukları: Ameliyat sonrası iyileşme süreci bazen beklenenden daha uzun sürebilir.
Abdominoperineal rezeksiyon, ciddi bir cerrahi müdahale olup, genellikle rektum kanseri ve anal kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu operasyon, hastaların sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi hedefler, ancak hastanın iyileşme süreci zaman alabilir ve bazı yaşam tarzı değişikliklerini beraberinde getirebilir. Kolostomi gibi faktörler, hastaların alışması gereken yeni yaşam tarzları gerektirebilir.
Eğer abdominoperineal rezeksiyon hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa veya tedavi süreci hakkında endişeleriniz varsa, doktorunuzla detaylı bir görüşme yapmanız faydalı olacaktır. Bu tür cerrahi müdahaleler, doğru tedavi ve takip ile hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.